Yükleniyor...

Yazarlar :     Başlık :
Makaleler / UZUNYAYLA
GENÇLER İÇİN ANILAR

 

 

 
                                                                      

 

Gençler İçin Anılar                                                                                          
İsmail Berkuk Paşa ile Karşılaşmamız
Bu yazımda memleketimize büyük hizmeti bulunan ve ananelerimize önemli katkıları olan değerli büyüklerimizden Berkuk Paşadan bahsetmek istiyorum.
Berkuk Paşa’yı Nasıl Tanımıştım?
1950 yılında sonbahar aylarında Uzunyayla’nın sevilen ve tanınan sülalelerinden Jular’ın kızı, yine Uzunyaylalıların yakından tanıdığı, resmi dairelerde herkese yılmadan yardımcı olan adliye başkâtibi ve yazı işleri müdürü Jamırzey’den Aşhotlar’dan Enver Aşkın ile evleniyordu. Düğüncülerin Halitbeyören’e geldiğini duydum. Ben de o zamanlar bir Çerkes genci olarak düğünlere katılmayı çok severdim. Bir arkadaş buldum düğüne gittim. Ev sahibim bizden yaşlı olan bize her zaman gelen Ğov Fahri idi. Fahri’yi bulduk atı ahırına zar zor sığdırdık. Atımın huysuz olduğunu Fahri biliyordu. Köstek getirdi. Köstekledik hem de bağladık. Fahri “ben bu atını tanırım sağa sola saldırır.” Dedi.
Düğün evine doğru giderken Fahri bana şöyle dedi. “Zeki geldiğine sevindim ama baban Yuvan Uzeyir’den tut, memlekette ne kadar ihtiyar varsa burada” dedi. Ben de aman Fahri babama duyurma aradan biraz seyrederiz” dedim. Fahri bana yolda şöyle dedi “ yav Zeki, Ata adında birini oynattılar. Ben hayatta öyle oynayanı görmedim. Oynarsan öyle oynayacan yoksa ötekiler boş dedi. Ben de merak ettim. Ata kim dedim sordum. Ben de o zamanlar kıymetli ağabeyim Ata’yı tanımıyordum. Ata dedi Yeniyassıpınar, Janukoy köyünden Şığaluğe Haydar’ın oğluymuş dedi. Ben Haydar amcayı tanırım çok sevilen kıymetli bir insandır dedim. O da memlekete iz bırakan çok kıymetli bir geçmişimizdir. Allah nur içinde yatırsın mekânı cennet olsun.
Düğüne girdiğimde düğünün üst başta sandalyede oturan bir yakışıklı, yaşlı, çok mu çok efendi oldu belli olan biri oturuyordu. Ben çok merak ettim çünkü o zaman bizim Çerkes düğünlerinde oturma asla yoktu. Onun için tanımadığım birisine sordum bu düğünde oturan kim dedim. Bu bizim komşu köyden Berkuk Paşa’dır dedi. Yağlıpınar Köyünden dedi. O anda kendime geldim. Rahmetli Selami Ağabeyim subay olduğu için yakından tanıyordu ve devamlı İsmail Berkuk Paşadan bahsediyordu. Ben de onun oturduğu tarafa düğünün arkasından geldim konuşmalarını dinledim.
Düğüncülerin thamadesi olarak gelen Tok Hacı Ömer rahmetlikle ve ihtiyarlarla konuşurdu. Konuştukça insanı kendine çekiyor ve olması gereken memleket işlerinden bahsediyordu. Mevlam rahmet eylesin amin.
Berkuk Paşa’yı İkinci Görüşüm Şöyle Oldu
1953 yazında askerden on gün izine gelmiştim. On gün izine gelmemin sebebi şöyle oldu. Henüz izin hakkım da yoktu. Yalnız Kardeşim Selami’nin Yağan Rasim’in kızı Saime ile nikâhı yaklaşmıştı. Kardeşim subay olduğu için yüzbaşıma mektup yazmıştı. Bir on gün izine gönder evleniyorum diye. Yüzbaşım Hüseyin Bey beni çağırdı ve şöyle dedi: Subay kardeşin var mı? Dedi sordu. Evet, Selami kardeşim subay dedim. Tamam dedi ağabeyinin düğünü varmış sana on gün izin vereceğim yarın hazırlan gidiyorsun dedi ve depoya bakacak birin buldum ve on gün izine geldim. Temmuz ayında izini köyde geçirirken kapıda komşumuz Nuri Tambay ile babam oturuyordu. Köy bekçisi Bilal koşa koşa geldi. Babama şöyle dedi. İsmail Berkuk adında birisi geldi caminin önünde duruyor sizi çağırıyor dedi. Bunu duyan kardeşim Selami hemen gitti ve Paşayı ve yanındakileri bize getirdi. Sandalye çıkardık avluya oturdular. Hoş geldin merasiminden sonra sohbete başladılar. Paşanın sohbeti esnasında çok dikkatimi çeken bir konu oldu. Paşa konuşurken ya da birisine cevap verirken ayağa kalkıp konuşuyor veya cevap veriyordu. Çok nezaketli bir insandı. Uzun sohbetlerinden sonra gitmek için izin istedi fakat ağabeyim Selami, Paşa’nın kalması için çok ısrar ediyordu. Araya babam girdi Paşa dedi bir nışimi yemeden gidersen unutamayacağım kadar üzülürüm dedi. Nış dediğim misafire kesilen kurbandır. Üçüncü olarak komşumuz Hapase Nuri araya girdi “Berkuk bey, Yuvan Üzeyir’in bu kadar ısrarına rağmen gidersen nışini yemeden gidersen uygun olmaz.” Bunun üzerine rahmetle Paşa, şöyle dedi.”Bu akşam Pınarbaşı’da toplantımız var gidelim yarın öğle yemeğine Üzeyir’in nışini yiyelim”dedi. Onlar da çok güzel olur nasıl istersen öyle olsun dediler ve gittiler.
Ertesi gün saat öğlen 2 de geldiler. Nefis güzel mi güzel nış yani kurban da hazırlanmıştı. Rahmetlik annem büyük fırında (haku) halvane de pişirmişti. O kadar güzel görünüyorlardı ki insan bakmakla doyamıyordu.
Gelelim sofra sohbetine, tesadüfen Hilmiye köyünden Tokmak Aziz ile iki arkadaşı misafir olarak bize geldiler. Tokmak Aziz amcayı paşa ile tanıştırdılar ve paşanın sofrasına aldılar. Yemek devam ediyordu. Bu anı hiç unutamıyorum. Paşanın sözlerine dikkat edin. Paşa, Aziz Efendi, dedi. 1950 yılında memleketimi gezerken sizin köye uğramıştım. Sizin öğretmen bana çocukları okula göndermiyorlar diye şikayetlenmişti. Gene aynı mı devam ediyor yoksa erkek kız herkes okula gidiyorlar mı? Diye sordu. Aziz cevap verdi yok yok paşam hepsi okula gidiyor dedi. Berkuk paşa şöyle dedi. Aman aman Aziz Efendi erkek kız demeyin herkes bütün çocukları okula gönderin. Öyle bir zaman gelecek ki gözü olmayanla okumayanın hiçbir farkı olmayacak. Çok etkilenmiştim. Rahmetli Paşa’nın ne kadar ileri görüşlü olduğunu anlamıştım. Ben de çocuklarımın hepsini okutmayı kafama koymuştum. Mevlam rahmet eylesin.
Bir de şunu ilave etmek istiyorum.
Berkuk Paşa’nın Oğlu Jabağı ile şöyle tanışmış olduk. 1969 Haziran ayında Pınarbaşı’daydım. Nadir Kelek’in petrol istasyonundan mazot alacaktım. İşçi mazotları doldururken Nadir Bey sandalye getirdi. Kapıya oturduk. Çay içiyorduk. Güzel bir araba yanaştı ve içinden yakışıklı güzel giyinmiş orta yaşlı bir bey indi. Yanıma doğru geldi ve selam verdi ben de ayağa kalktım selamını alarak sandalyeyi ikram ettim. O sandalyeyi tekrar bana verdi. Fakat almadım oturmasını ısrar ettim. Oturdu bana da sandalye geldi. Ben de oturdum Çay ikram ettim. Çay geldi çayımızı içerken tekrar arabaya dikkatlice bakınca bir bayanın ve bir de çocuğun olduğunu gördüm dedim beyefendi bayan hanım da insin dinlensin bir de çayımızı içsin olmaz mı? Dedim. Niye olmasın dedi. Ben gittim bayanı buyur ettim. O da arabadan indi geldi sandalye istedim oturdu. Yanındaki çocuk rahatsız görünüyordu. Çay geldi. Misafir bana Çerkes misin dedi evet dedim. Nadir Bey için sordu hayır dedim. Nadir Bey’in Çerkes olmadığını anlamıştım dedi. Çünkü sen bu kadar misafirinle ilgileniyorsun Nadir Bey de bakıp oturuyor dedi. Misafir tekrar bana sordu Yağlıpınar köyünü biliyor musun dedi ben de tabi biliyorum Paşamızın köyü dedim. Paşa olarak kimi kastediyorsun dedi. Ben de Berkuk Paşa oralıydı rahmetli dedim. Ben dede Berkuk Paşa dediğinin İsmail Berkuk’un oğlu Jabağı’yım dedi. İnanır mısınız çok heyecanlanmıştım. Aniden yerimden fırladım misafire tekrar sarıldım tekrar hoş geldiniz dedim. NE güzel bir tesadüf dedim. Benim hareketimi gören misafir hanım da aniden kalktı. On da hoş geldin dedim.
Bu arada bana sordu? Kendinizi tanıtır mısınız diye. Ben de kendimi misafire tanıttım. İyi bir Çerkes aileden geldiğini ispat ettin. İşte Berkuk Paşamızın oğlu ile de böyle bir şekilde tesadüf etmiştim. Kendisi Berkuk Paşa’nın oğlu olduğunu ve iyi bir aileden geldiğini ispatlayan bir insandı. Beni ölünceye kadar unutmadı devamlı bayram tebrikleri gönderdi.
Sevgili gençlerimize bu uzun yazıda Rahmetli İsmail Berkuk Paşa’dan bahsetmemin sebebi ve gayem memleketimize yıllarca hizmet etmiş insanlarımızı unutmamaktır. Hepinize selam ve saygılarımla. Kültürünüze sahip çıkın.
 
                                                                    Mehmet Zeki YAVAN (Yuvan)
Yazar Adı : UZUNYAYLA KAFKAS
Eklenme Tarihi : 1309355166
Bu makale 499 kişi tarafından okundu.
Bu Makaleye Yapılan Yorumlar
Bu Makaleye Ait Kayıtlı Yorum Bulunamadı.
Bu Makaleye Yorum Yapın
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız.